Tutuklama kararının itirazen kaldırılarak sanığın kefaletle veya koşulsuz dilekçe örneği

Tutuklama kararının itirazen kaldırılarak sanığın kefaletle veya koşulsuz dilekçesi Hakkında Genel Bilgiler

Aşağıda sizin için hazırladığımız tutuklama kararının itirazen kaldırılarak sanığın kefaletle veya koşulsuz dilekçe örneğini görebilirsiniz.

ASLİYE CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

sunulmak üzere,

CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

                                                              ….     

DOSYA NO                                         :

TUTUKLAMAYA

İTİRAZ EDEN ŞÜPHELİ SANIK      :  N.İ.

VEKİLİ                                               :  Av. Gonca AYAS KAMIŞLI & Av. Mehmet KAMIŞLI

İTİRAZ OLUNAN KARAR                :  ….Sulh Ceza Hakimliğinin  …… tarih ve ….. D.İş sayısı ile verilen tutuklama kararı.

TALEP KONUSU                               :  Tutuklama kararının itirazen kaldırılarak, sanığın kefaletle veya koşulsuz olarak tahliyesine karar verilmesi isteminden ibarettir.                  

SUÇ                                                     :  Ferdi Silah Kaçakçılığı.

Olayın Kısa Sunumu

Müvekkilim N.İ. uzun yıllar T.S.K.’nde astsubay olarak çalışmış ve kısa bir süre önce de emekli olmuştur. Tüm meslek yaşamı boyunca bağlı olduğu kurumunda dürüst ve görev bağlılığı çerçevesinde çalışmıştır. Halen de yaşamını bir banka sektöründe idareci konumunda bulunan eşi ve öğrenim çağında bulunan iki çocuğuyla birlikte İzmir/Karşıyaka semtinde sürdürmektedir. Kendisi yıllarca İzmir Karşıyaka’da görev yapmış ve görev süresi bitiminde de İzmir/Karşıyaka’da yaşamını sürdürmektedir.

Müvekkil aile bütçesine katkıda bulunmak amacıyla Karşıyaka semtinde, Marmara Bölgesi kaynaklı zeytinyağı üreten firmaların Karşıyaka’da küçük ölçekte, satış bayiliğini yapmaktadır.

Müvekkil, asker kökenli oluşu ve güvenilirliliği nedeniyle, silah satmak isteyen ve hiçbir şekilde ticari kaygı gütmeksizin yakın çevresindeki eş ve dostlarının şahsi tabancalarını, sadece hatır ölçüleri içerisinde alıcı temini konusunda herhangi bir girişimi olmadan, genelde tanıdığı silah tamircilerinin önerileri veya silah satın alabilme yeterliliğine sahip kişilerin, başkalarının referansı doğrultusunda kendisine talepte bulunmaları sonucu, tarafları yine bir ticari rant içine girmeden buluşturup, satış ve alımda bir referansın veya önerinin ötesinde başka bir kaygı içinde olmaksızın, talep halinde tarafları bir araya getirip buluşturma düşüncesinden yola çıkmıştır.

Bu itibarla; müvekkil, silah satın alabilme yeterliliğine haiz kişilerin başvurması halinde, hepsi tamamen ruhsatlı olan, silah sahiplerinin kendisine duydukları sağlam ve güvenilir kişiliği nedeniyle, sadece başvuru halinde, elindeki ruhsatlara  ve vekalet ilişkisine dayanarak göstermek amacıyla yanına almıştır.

Müvekkil, günümüzde medya haberlerinde de okuduğumuz üzere, meskenden yapılan hırsızlıkların, özellikle İzmir ilinde çok yaygın oluşu sebebiyle, çocuklarının öğrenimde bulunuşları, eşinin ve kendisinin de iş hayatı içinde bulunması nedeniyle, hırsızlığa karşı korumak ve teminat altına almak amacıyla, silah sahiplerine karşı olası bir sorumluluk altına girmemek düşüncesiyle, kendi zilyetliği altında bulundurmuştur.

Müvekkilim, olayın oluş şeklindeki fiili durumu bu şekilde oluşmuştur ve müvekkil, gerek Jandarma, gerekse Cumhuriyet Savcısı ile Sulh Ceza Yargıcı huzurunda birbiriyle çelişmeyecek şekilde, yukarıda özetlemeye çalıştığımız olayı saptırmayacak biçimde açıklamıştır.

Tutukluluğa İtiraz Nedenleri

1. Her ne kadar müvekkil, ferdi silah kaçakçılığı suçlaması ile tutuklanmış ise de, 6136 sayılı yasanın 12/1. maddesinde düzenlenen ferdi kaçakçılık suçunun unsurlarını değil, “Başkasına ait bulundurma ruhsatlı silahları her ne amaçla olursa olsun taşımak, 6136 sayılı yasanın 13/1. maddesine giren fiili oluşturacağı” şeklindeki Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin yerleşmiş ve kökleşmiş içtihatlarının ışığı altında, suç vasfının ve niteliğinin değişeceği inancındayız.

Aynı şekilde; “Suça konu silahların yasaya uygun bir yetkisi olmadığı halde ruhsat sahibinden alan ve taşıyan sanığın eylemi 6136 sayılı yasanın 13/1. maddesinde düzenlenen yasaya aykırılık suçunu teşkil eder” diyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 17.2.2000, Esas:17736, Karar:2610 sayılı içtihadı da aynı doğrultudadır.

2. Müvekkil, ruhsat sahibi kişilerden almış olduğu ve olay sırasında kendisinde yakalanan tabancalar konusunda herhangi bir alıcıyla buluşmadığı, bir öneri götürmediği ve kendisine de silah satın alma konusunda bir öneride bulunulmamıştır. Dolayısıyla suçun teşebbüs aşamasında kaldığını düşünmekteyiz.

3. Müvekkil söz konusu tabancalar konusunda, kendisini yasal güvenceye almak için ruhsatları yanına almış, ancak yasanın mantığını ve formel kurallarını yanlış yorumlayarak, yasal zeminde bulunduğu inancıyla hareket etmiştir. Suç işleme kastı içinde bulunmamıştır. Aynı şekilde, silahların satışı konusunda bir ticari rant veya bir komisyon almak anlamında, ruhsat sahipleriyle yazılı bir ön anlaşma bile yapmamıştır ve söz konusu silahları da çok uzun bir zamana yayılmayan, süreklilik arz etmeyen, makul bir süre içinde zilyetliğinde (kendi hakimiyet alanı içinde) bulundurmuştur.

Bu yazımız da ilginizi çekebilir;  Vakfın bazı hükümlerinde değişiklik yapılması davası dilekçe örneği

4. Sanığa atılı suçun bir an için 6136 sayılı yasanın ferdi kaçakçılık suçunu düzenleyen 12/1. maddesine dönüşmesi durumunda, olayın oluşumundaki sıfatı hakkında, 765 sayılı TCK’nun 65/3 fıkra hükmünün uygulanacağı ve bu durumda da hakkında tayin edilecek cezanın 1/2 oranında indirileceği düşüncesindeyiz. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin “…Silah ve mermi satışı 6136 sayılı yasanın 13/1 ve alıcıya aracılık eylemi ise 6136 sayılı yasanın 13/1 ve TCK’nun 65/3 maddeleri kapsamına girer…” şeklindeki 24.1.2001 tarihli ve Esas: 13713, Karar:577 sayılı içtihadının da bu görüşümüzü desteklediği kanısındayız.

5. Bunun yanında 6136 sayılı yasanın 12/1 maddesinde düzenlenen eylem” halkı silahlandırmaya yönelik olarak yaymak, silah tehdidini çoğaltmaya yönelik” değildir.

Bir kişinin yasal yoldan edinilmiş ve ruhsata bağlanmış silahını satması suç teşkil etmez. Bu itibarla silahını satmak isteyen kişinin eyleminin, suç teşkil etmemesi halinde, suça iştirak eden feri failin de kendiliğinden eyleminin suç teşkil etmeyeceği anlaşılacaktır. Olsa olsa sanığın eylemi 6136 sayılı yasanın 13/1. fıkrasında düzenlenen eylemi oluşturur ve silahın birden fazla olması nedeniyle hakkında T.C. kanununun 80. maddesi uygulanır.

 31.05.1982 tarihli Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 1982/8-146 esas ve 252 sayılı karar ilamında belirtildiği üzere “…satış eylemi silah ticaretine veya yasak silah kullanımına yönelik olmadığından bu silahların satışı 6136 yasanın 12/1. maddesi içerisinde değerlendirilmesi olanaksızdır, ancak sanık hakkında 6136 sayılı yasanın 13/1 ve TCK’nın 80. maddesi uygulanır.” görüşünü Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 1989 tarihli 7448 esas ve 1989/9772 sayılı içtihadı ile aynı mahiyetteki 1986/5807 esas ve 6473 sayılı kararları da, yukarıda belirtilen Ceza Genel Kurulunun içtihadıyla özdeş olduğunu görmekteyiz.

Özetlemek gerekirse; suçu kabul etmemek koşuluyla, müvekkilimin eylemi, 6136 sayılı yasanın 12/1. maddesinde ifade edilen “halkı silahlandırmak, silah tehdidini çoğaltmak, silah ticaretinin yayılmasına” yönelik değildir. Eyleminin suç sayılması halinde suçun 6136 sayılı yasanın 13/1 ve TCK’nın 80. maddesine uygun düşecektir.

6. Müvekkil sanık, güvenlik nedeniyle ve kısa bir süre, minibüsünde bulundurduğu silahlar için kendi aracında gizlemek amacıyla, hiçbir şekilde bir zula veya özel bölme yaptırmadığı göz önüne alındığında bu şekildeki davranışının, Jandarma tutanağından da anlaşıldığı gibi, silah kaçakçılığı yapma konusunda, suç işleme kastı içinde bulunmadığının da ayrıca bir göstergesidir.

7. Müvekkil, kişisel yaşamı içinde bir emekli memur olarak hayatını sürdürmüş, geçmişinden bugüne hiçbir şekilde suç teşkil eden bir eylemi olmamış, bu itibarla; sabıkasız bir kişi olup, sabit ikametgah sahibidir.

8. Dosya içinde, müvekkilim olayı samimi ve soruşturmayı saptırmayacak şekilde anlatmış, bu nedenle, bu aşamadan sonra delilleri karartma ihtimali bulunmamaktadır.

9. Suçun maddi ve manevi unsurları yargılama süreci içinde her an değişebilir.

Ancak, tüm bu açıklamaların ışığı altında, müvekkilin, gerek silah ticareti yapmak, gerekse ruhsatsız silah taşıma kastı içinde bulunmadığı açıktır.

 “Haksız bir yere bir insanın bir gün bile içerde kalmasının bedelini hiçbir devlet hazinesi ödeyemez” sözü bugünün çağdaş ceza hukukunun temel felsefesini oluşturmaktadır.

Günümüzün evrensel İnsan Hakları kriterlerine göre de bir insan için en temel yaşamsal unsur herşeyden önce adalet kavramının egemen olduğu bir ortamda yaşamasıdır. Bunun hissedilmediği ortamda ise adaletsizlik duygusunun egemen olacağı kaçınılmazdır.

SONUÇ VE İSTEM:

Yukarıda sunduğumuz nedenler ve hazırlık soruşturması evrakı içeriğinin, mahkemenizce dikkate alınarak, müvekkilimin mağduriyetine neden olmamak için, müvekkilimin, Mahkemenizce uygun görülecek bir kefalet karşılığı veya koşulsuz olarak  tahliyesine karar verilmesini dilerim.

Saygılarımla.

Şüpheli tutuklu sanık

                                                                                               Vekili

                                               Av. Gonca AYAS KAMIŞLI & Av. Mehmet KAMIŞLI

                                                                                                                      (E-İmza)

Not: Şüpheli sanık hakkında  … Ağır Ceza Mahkemesi’ne dava açıldığı, yapılan yargılamalar sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … esas ve …… tarihli gerekçeli kararında da ifade edildiği üzere, “Sanık N. İ.’ninruhsatlı silahların kendisine verilen vekaletler doğrultusunda satışı hususundaki bürokratik işlemlerini yerine getirmek üzere iş takipçisi sıfatıyla hareket ettiği, olayda silahlarının ruhsatlı oluşu, kendisine bu konuda verilen ruhsat sahiplerince düzenlenen vekaletnamelerin bulunuşu karşısında, gerek silah ticareti kastı, gerekse ruhsatsız silah taşıma kastının bulunmadığı görülmekle unsurları itibariyle oluşmayan suçtan Beraatine” karar verilmiştir.

Similar Posts